Öncelikli Okunası Bilgi

55/1-) Rahman (El Esmâ ül Hüsnâ ile işaret edilen tüm özelliklerin sahibi),

55/2-) Talim etti Kurân'ı (Esmâ mertebesindeki özellikleri oluşturdu).

"Rahman Kurân'ı tâlim etti" âyetindeki "Kurân" isminin anlatmak istediği kavram ile, bugün elimizdeki "mukaddes kitap"tan algıladığımız mânâ, aynı kavram değildir.

Bu âyette geçen "Kurân", ismi ALLAH olanın, evreni, yani orijin "ANA KİTABI" oluşturmuş olduğu sistem ve düzenin, oluşum ve işletim programlamasıdır. Bu oluşumun adıdır Kurân!.

55/3-) Halketti İNSAN'ı,

55/4-) Öğretti ona beyanı (Esmâ özelliklerini insanda açığa çıkardı); (Hz. Âli'nin deyişiyle "'İnsan', konuşan Kur'ân" oldu.)

Bu meydana geliş dahi "BEYÂN" sonucu oluşmuştur!.

"Beyân", varlığını oluşturan programın, "işletim sisteminin" adıdır, tanımlamasıdır!. "Beyânın talimi" demek, evrende uygulanmış olan işletim sisteminin aynen uygulanarak insanın yaratılması demektir... Ki bu da doğal olarak "Sünnetullah"ın sonucudur!.

Bu oluşum makrodaki programın aynen mikroya uygulanması suretiyle oluşmuştur!

Bu yüzden, "zerre küllün aynasıdır" denmiştir!.

Bu yüzden, evren makro, insan mikro olarak tanımlanmıştır.

Biz de buna "beyin mikrokozmostur" diyerek işaret etmiştik uzun yıllar önce.

Evrenler, tüm derinliği, boyutsallığı ile, nasıl, ismi ALLAH olanın, sıfat ve esmasının, mertebeler ve terkipler halinde açığa çıkışı ise, aynı şekilde, talim edilmiş olan, yani bir programla oluşturulmuş insan da, o mertebeleri bünyesinde barındıran mikro âlemdir.

Şahı Velâyet Hazreti Âli, "sen kendini küçük âlem sanırsın, oysa âlemi Kebîr sensin" diyerek bu gerçeğe 1400 yıl önce dikkat çekmiştir!.

Ne yazık ki, her şey hep mecazlar, benzetmeler, misâllerle anlatıldığı için, işin gerçeği hep örtülü kalmıştır!.

"Kurân ve insan ikiz kardeştir" uyarısının arkasında da burada anlatmaya çalıştığım işte bu gerçek yatmaktadır.

"Rabbin meleklere: "Ben arzda (bedende) bir halife (Esmâ mertebesinin farkındalığıyla yaşayan şuur sahibi) meydana getireceğim" dedi." (2-30)

Alleme âdem el esmâe külleha!...

"Sonra Adem'e (Esmâ'nın programlanışı, Esmâ bileşiminin açığa çıkışıyla yoktan yaratılana) bütün Esmâ'yı (Esmâ ül Hüsnâ'sının anlamlarını açığa çıkarmayı ve kavramayı) talim etti (programladı)" (2-31)

"Allah isimleri"nin bize bildirilen anlamları, son derece sığ ve dar kapsamlıdır. Beşere GÖRE anlatılan anlamlardır. Gerçekte bu isimlerin işâret ettiği anlamlar ve varlığı oluşturmadaki işlevleri çok çok kapsamlı ve farklıdır.

"İsim"lerin anlamları, her mertebe anlayışına göre, farklı derinlik ve mânâ kazanır. Çok sınırlı olarak dilimize çevrilmiş "esmaül Hüsna" mânâları, yalnızca düşünce kapısının zilini çalabilmek içindir!

Varın, "esmâ mertebesinin" kapsadığı bütün isimlerin işâret ettiği anlamları, buna göre anlayın? Zira, "esmâ mertebesi" kitaplara konu olacak kadar kapsamlı bir konudur çünkü her şey bu mertebede olup bitmektedir!. Ehli olan anlar bu sözümüzün neleri kapsadığını!

Aman dikkat!

Sakın ola ki, beşerî anlayışınız ve değer yargılarınızla, bu isimlerin işâret ettiği anlamları sınırlamaya kalkışmayın; ve dahi "esmâ mertebesi"ni! Zirâ bu defa, "hevâsını ilâh edineni gördün mü" diye işâret edilen olursunuz!


Bu sitedeki Tüm İçerik AHMED HULUSİ-nin Çok Değerli Eserleri Değerlendirilerek Oluşmuştur.
www.allahisimleri.org